İçeriğe atla

2 NİSAN DÜNYA OTİZM FARKINDALIK GÜNÜ

2_nisan_dunya_otizm_gunu_4952022 Nisan, tüm dünyada otizm konusunda farkındalık oluşturmak ve otizm ile ilgili sorunlara çözüm bulmak amacıyla, 2008 yılında Birleşmiş Milletler tarafından “Dünya Otizm Farkındalık Günü” (2nd April World Autism Awareness Day) olarak ilan edilmiştir.

 

OTİZM 

Otizm, doğuştan gelen biyolojik bir yetersizlik olup, beyindeki iletişim merkezinin gelişmesini engelleyerek çocuğun çevresinde sosyal-duygusal iletişim kurmasına engel olan bir durumdur. Bu biyolojik yetersizlik hayat boyu sürebilir.  Bebelikte teşhisi oldukça zordur. Çünkü Otistik çocuklar başlangıçta normal çocuklardan farksızdır. Ancak büyüdükçe farklılıklar hissedilmeye başlanır. İlk etapta şüphe uyandırabilecek belirtiler şunlardır:

  • İlk haftalarda zayıflama
  • Aşırı sakin veya aşırı huysuz davranış
  • Kucağa alınıp sevilmeyi istememe ve ilgisiz kalma
  • Beslenirken göz teması kuramama
  • Bebek oyunlarına katılmama
  • Bazı eşyalara aşırı ilgi gösterme. (elektrik düğmeleri, duvar kâğıdı resimleri v.b.)

Otizm kız çocuklarına oranla erkek çocuklarında dört kat daha fazla görülebilmektedir. Otistik bireylerin genel olarak yüzde yetmişinde zeka geriliği vardır. Hayatını bu şekilde yaşamak zorunda kalan insanların yarıya yakını konuşma işlevini yerine getiremezler.  İletişim güçlüğü, konuşmayı kapsayan veya kapsamayan her tür iletişim şeklinde görülür. Örneğin; sağır-dilsiz olan biri iletişim için uğraşır; konuşmadığı için işaretler kullanır, karşısındaki kişinin konuşmasını onun dudak oynatışından anlamaya çalışır. Otistik biri ise bunu yapamaz. Çevresindekilere ve olup bitenlere karşı ilgisizdir. İnsanlarla dolu olan bir odaya girse dahi boş bir odaya girmiş gibidir. İnsanları algılamadığı izlenimi verir ve onlarla iletişim kuramaz. Tepkileri, davranışları, çevreden gelen uyarılardan çok kendi iç dünyasına göre biçimlendirdiğinden, çevresi tarafından farklılıkları hissedilebilir. Otistik kişi kendisi de dâhil olmak üzere herşeyi bir nesne (eşya) olarak algılar. Onun hayatında bütünlük yoktur. Bu yüzden onun için dünya, parçaları bir türlü yerleşemeyen yap-boz oyunu gibidir. Baktığını bir bütün olarak göremez, bazı detaylarına takılıp kalır. Örneğin; ormana baktığında sadece bir tek ağacı görür, ağaçları bir arada göremez. Onun için orman sadece gördüğü ağaçtan ibarettir.

Otizmin nedenleri

Kesin olmamakla birlikte otizm bir fiziksel hastalıktır. Bu fiziksel hastalık daha sonra sosyal ve duygusal yetersizliklere neden olmaktadır. Bazı araştırmacılara göre otizme neden olan beyindeki serotonin maddesinin eksikliğidir. Ancak yapılan serotinin tedavisinin sonuçlarına bakıldığında iyileşme belirtilerinin istendiği düzeyde olmadığı görülmüştür. 22 Mart 1998 tarihli bir gazete haberine göre; otizm hakkında araştırma yapan bir grup İngiliz bilim adamı otizme neden olan bir grup gen bulduklarını açıklamışlar ve bu açıklamalara göre ise otizmin kalıtımsal olabileceği tartışmalarını başlatmıştır. Ancak bu tartışmalar kısa bir sürede açıklığa kavuşmuş, çünkü Avrupa ve Amerika’da yapılan anket sonuçları göstermiştir ki; birden fazla otistik üyesi olan ailelerin oranı sadece %3’tür. Görüldüğü gibi otizmin nedenleri hakkında somut bir açıklama henüz yapılamamıştır.

Otizmin belirtileri:

Çevreye olan ilgisizlik 

Otistik birey, aile fertleri de dahil olmak üzere çevresine karşı ilgisizdir. Kendileriyle başbaşa ve tercihlerine göre yaşarlar. Örneğin; bir yiyeceğe ulaşmak için bizim anladığımız  manada değil kendi biçimlerinde onu ifade ederek alır. Belki yiyeceği temin edeceği yeri bilemez. Tamamen kayıtsızdır. Çağrılara tepki vermediği için de zaman zaman sağır olarak düşünebilir. Bazıları ise tanıdığı veya sevdiği yetişkinlere bağlanabilir. Ancak dışarıdan izlerler. Bir büyüğün yardımı olursa belki yaşıtlarıyla iletişim kurabilecekleri de söylenmektedir.

Tek taraflı konuşma 

Otistik özürlülerin bazılarının konuşmadığını söylemiştik. Konuşabilenlerin de kendilerine özgü dilleri vardır. Bazılarında da tek taraflı bir konuşma yaptıkları görülmüştür. Yani karşısındaki bireyi dinlemeden sadece kendisi konuşuyormuş gibi kesintisiz konuşmasına devam etmektedir.

Zamansız ağlama ve gülme 

Otistik özürlülerin zaman zaman beklenenin tersine davranışlar gösterdiği görülebilir. Örneğin; herkesin ağladığı bir cenaze evinde o gülebilirken tam tersi herkesin eğlendiği bir şenlik ortamında ise hüngür hüngür ağladıkları görülmüştür.

Takıntılı davranışlar 

Otistik özürlülerin zaman zaman bazı eş yalanına veya bazı konulara takıntıları olabilir. Örneğin; ilgisini çeken bir olayı sizi bıktırana kadar anlatırlar veyahutta herhangi bir eşyasına aşırı bir şekilde bağlanabildikleri ve bu eşyaların başına herhangi bir şey geldiği takdirde ise beklenmedik saldırganlık, huysuzluk veya içine kapanıklık gösterdikleri görülebilir.

Kısmi taklit yoluyla konuşma 

Bazı durumlarda bir başkasının konuşmalarını aynen veya eksik olarak tekrarlayabilirler. Ancak bu zamanlarda daha çok anlamlarını bilmedikleri kelimeleri tekrarladıkları görülür. Örneğin; daha önceden duyduğu “adın ne?” sorusunu aynen tekrarlarlar veyahutta çok öncelerden duydukları bir cümleyi söyleyenin ses tonuyla beraber tekrarladıkları olur.

İletişimden kaçınma 

Bazen karşılaştığımız otistik özürlü birey bizimle göz göze gelmekten kaçınır karşımızdayken bize değil de arkamızdaki boşluğa baktıklarını sanabiliriz. Bazen de kendisine dokunduğumuz da tepki gösterdiğini görebiliriz. Ancak kendisine yakın bulduğu bazı yetişkinlerin dokunmalarına tepki vermeyebilir veya hoşlanabilirler ama kendileri her zaman etken değil edilgen konumdadırlar.

İhtiyaçlarını belirtme 

İhtiyaca giden yolları saptamakta güçlükleri vardır. Zaman zaman ihtiyaçlarını bizzat gösterme yoluyla karşıladıkları görülmektedir. Örneğin; susadığı zaman yakınındaki kişinin elinden tutarak musluğa götürmesi gibi.

Değişime karşıdırlar 

Hayatlarını tek düze olarak yürüten otistik özürlüler değişim karşısında direnç gösterip beklenmedik tepkiler gösterebilirler. Hele sabır gerektiren durumlarda sinir krizine de girebilirler. Örneğin; bir yerde sıra beklemek gibi…

Soyut kavramlar ve hayal gücü 

Sadece gördüklerinin bir kısmını öğrenebilen otistik özürlüler soyut kavramları anlamakta oldukça zorlanırlar ve deyimler, atasözleri ve esprileri anlamaktan mahrumdurlar. Örneğin; kendisine söylenen bir deyimi somut olarak algıladıkları için başka bir yere onu adapte edemezler.

TEDAVİ:

Nedenin kesin olarak bilinememesi tedavi yaklaşımlarını sınırlamaktadır. Şurası unutulmamalıdır ki otizm tedavisinin ilk ve en önemli aşaması ailenin hastalık hakkında bilgi sahibi olmasıdır. Çünkü tedavi içinde aile aktif olarak rol almalıdır. Bunun için tedavi ekibi ile işbirliği yapmak zorundadırlar. Gerginliğini üzerinden atamamış, sabırsız ve beklentisi yüksek olan ailelerin tedaviyi sürdürebilmeleri imkansızdır. Hastalığa özgü bir ilaç henüz yoktur. Ancak kendine ya da etrafına zarar veren, huzursuz, uykusuz, aşırı hareketli çocuklara bazı ilaçlar kullanılmaktadır. Şu anda asıl olarak üzerinde durulan çocukları otistik halden çıkarmaya yönelik davranış ve eğitim programlarıdır. Burada amaç çocuğun sosyalleşmesini ve ilişki kurabilmesini sağlamaktır. Çocuğun zeka düzeyine göre konuşma ve okuma yazma eğitimi verilebilir. Bu çabaların asıl amacı çocuğun dış dünyaya uyumunu sağlamaktır. Bu programların yetkili ve ehliyetli insanların katkısıyla sürdürülmesi gerekir. Kısa vadede sonuç beklemek doğru olmaz. Tedaviden alınacak sonuç çocuğun zeka düzeyi ile yakından ilgilidir. Zekâ düzeyi düşük, konuşması geri çocukların tedaviden yararlanma oranları oldukça düşüktür.

 

Dr. Abdullah DEMİR

  İl Sağlık Müdürü